Erkeğe atfedilen ve gözden kaçan 3 kadın remedisi
Üç yüzyıllık homeopati literatürü tabii ki erkek egemen bir alan. Bugün referans aldığımız, "usta" diyerek klinik notlarını taradığımız homeopatların çoğu erkek homeopatlar. Remedileri de "bu erkeğe uyar, bu kadına uyar" diye ayırmışlar. Klinik notlarında bazı remedilerden bahsederken "she" bazılarından bahsederken "he" diyor çoğu usta homeopat.
Buna "geçen yüzyılda cinsiyet rolleri böyleydi" deyip geçmek isterdim — ama maalesef şu anda da konu çok farklı değil.
Bazı remedilerin rahim ve yumurtalıklara afinitesi var; yani bu organlara iyi gelme gücüne sahipler. Onlar hemen "kadın remedisi" olmuş mesela. Sepia ve Pulsatilla en klasik örnekleri. Hâlbuki Pulsatilla aynı zamanda testisler için de muhteşem bir remedi — varikosel ve testis enflamasyonunda sayısız defa kullandım. Bu sorunları yaşamayan, sevilmek isteyen, değişken semptomları olan erkek danışanlarda da inanılmaz etkili bir "kadın" remedisi Pulsatilla.
Veya Sepia'yı genç erkeklere verdim; tam da aileden uzak, kayıtsız duruşları ve Sepia'nın aynı zamanda süper bir dolaşım ve karaciğer remedisi olması sebebiyle. Sepia erkekleri sporla iyileşen, spor yapmazsa dikkat dağınıklığı ve yorgunluk yaşayan, karaciğeri ilaç sebebiyle yorulmuş erkekler olabiliyor. Yani "kadın remedisi" diye anlatılan remedileri erkeklerde de kullanıyorum; iyi ki de "kadın remedisi" deyip bir kenara koymamışım diyorum.
Burada dert ettiğim şey bu cinsiyetçi söylemden öte bir durum. Bu ayrım klinikte bize şuna mal oluyor: bu remedileri erkekler için anlatıyorlar ve remedi resimleri epey keskin, şiddetli erkek karakterine uyarlanmış oluyor. Mesela Lycopodium kötüdür, güç peşinde koşar, kendinden aşağı gördüklerini aşağılar — "bu kadına Lycopodium veremem, çünkü çok iyi niyetli ve sevecen." Hâlbuki Lycopodium kadını erkeğinden çok farklı olabiliyor. Dolayısıyla literatürde yazan ve erkeğe göre karikatürize edilmiş imajlar kadın için geçerli olmuyor ve homeopat bu remediyi vermeyi atlayabiliyor.
Bu 3 remediyi kadın danışanlarda nasıl gördüğümüzü anlatacağım. Böylece klinikte kaçırmadan bu remediyi bulabilirsiniz.
Burada bir güç kaybetme teması, beraberinde gelen endişeli hâl ve performans kaygısı var.
Lycopodium bitkisi, asırlar önce kocaman bir ağaç iken evrimini küçülerek devam ettiren bir bitki. İçinde "ben güçlüydüm, büyüktüm, heybetliydim ama şimdi artık gücüm kayboldu" bilgisini taşıyan bir remedi.
Erkekte bu durum, "kimse bu gücü kaybettiğimi bilmesin; ben kendimi olduğundan daha heybetli göstereyim" şeklinde bir telafi edişe sebep oluyor. O yüzden erkek hastalar böbürlenen, evde karısına eziyet ederken dışarıda herkese saygı gösteren, öfkesini yutan adamlara dönüşüyorlar.
Kadın Lycopodium ise güç kaybını diğerlerine eziyet etmek veya kendisini olduğundan büyük göstermek için değil, çoğu zaman endişe şeklinde ortaya koyuyor.
Erkek dünyasında hayatta kalmaya çalışırken erkek özellikleri geliştirmek, güç göstermeye çalışmak, duygusal yanını baskılamak, daha çok çalışmak, daha çok sorumluluk almak ama bunlara dair de bitmek bilmez bir endişe hissetmek sık görülen temalar.
Bir sorun karşısında yetersizlik, beceriksizlik hissediyor. Çoğu zaman hayatında bir erkek figürün kaybı sonrası ortaya çıkıyor bu durum. Çoğunlukla baba, bazen de güvendiği ve sorumlulukları paylaştığı eş gidiyor. Ve kadın, "bu durum beni aşar; ben bu sorumluluklara karşı yetkin değilim" diyerek büyük bir yetersizlik duygusuna girip ekstra çaba göstermeye başlıyor.
Erken yaşta alınan ekstra sorumluluk rubriği ve teması, Lycopodium kadını için son derece geçerli bir belirti. Carcinosin ile karışabilir; bu noktada ayırt etmek faydalı olur.
Yani bu kadın, sorunla başa çıkabilmek için sahip olduğu özelliklerin veya sorunu çözmek için elinde olan yöntemlerin, insanların, desteklerin artık yetersiz olduğunu fark edince sorun geliştirmeye başlıyor. Yani yine Lycopodium'a özgü "güç kaybı" söz konusu.
"Kendimi cüce gibi hissediyorum", "kendimi küçük görüyorum" gibi sübjektif hisler, bu hastada karşınıza çıkacak belirtiler olacaktır.
Lycopodium'da beden zayıf, zihin güçlüdür. Bedensel olarak aktif, becerikli yapılar değil bunlar; iyi öğrenen, bilen, okuyan ve zihnini ön plana çıkarmak isteyen kadınlarda bu remediyi düşünebilirsiniz. Ama "yeteri kadar bilmiyorum" da diyen kadınlar olduğu için 5. diplomasını alan, hayat boyu öğrenci olan ama hâlâ bilgisine güvenmeyen bir kadın da yine Lycopodium kadını olabilir.
O yüzden onay ihtiyacı çok. Diğer insanların onunla ilgili ne düşündüğünü çok önemseyen yapılar. Yielding rubriği sık görülüyor yani boyun eğen. Kendini bir kenara koyup, öfkesini bastırabiliyor. Bu durumda tablo size Staph, Carc ve Silica gibi remedileri çağrıştırabilir. Ama sorunun kaynağında başarmak ve reputasyon varsa Lycopodium öne çıkıyor. Silica diğer insanlar onu sabit bir imajla görsünler ister. İyi bilsinler, kötü düşünmesinler ister. Ama Lycopodium bu imajla yetinmez; beni daha başarılı bilsinler, daha iyi olduğumu düşünsünler ister. Yani tıpkı gaz sorunlarında kendini olduğundan büyük gösteren bir beden gibi, olduğundan daha büyük görünmek isterler. Ama bunu erkek Lycopodium'da gördüğümüz gibi yalan söyleyerek veya böbürlenerek değil, iyi ilişkiler kurmaya çalışarak ve öfkesini bastırarak yaparlar.
Sindirim sorunları — özellikle şişkinlik ve gaz — klasik Lycopodium belirtileri. Sağ taraflı şikayetler, karaciğer ve safra sorunları keza sık görülüyor. "Yedikçe yiyesim geliyor, doymuyorum." "Tatlı çekiyor canım." Bazı tipik Lycopodium cümleleri. Akşam üzeri 4 civarı kötüleşen belirtiler güzel bir ayırıcı tanı.
Özgüvensizlik, endişe, kapalı alan korkusu, toplumda reputasyona dair endişe... İnsanlara çok yakın olmama; yakın olunca zayıflığının ortaya çıkacağı endişesi. Çalışkan, sorumluluk sahibi, erkek dünyasında hayatta kalmaya çalışan bir kadın. Hele beraberinde sindirim sorunları ve özellikle şişkinlik varsa, Lycopodium'u mutlaka düşünün bu kadına. Duygularına yer açmayı daha güvenilir bulacak remedi sonrası. Başarmanın ötesinde bir dünya var — bunu anlayıp endişeleri rahatlayacak.
Bu kadın, erkek dünyasında başarmış bir kadın. Hırslı ve çok çalışan; detaycı ve aceleci. Endişesi filan yok — zaten patron o. Buraya kadar erkek Nux-Vomica ile benzer.
Literatürde anlatılan Nux-Vomica resmi öfkeli, acımasız ve duyarsız. Söz konusu kadın olunca bunları görmüyoruz. Hem çalışan hem de öfkesini sağaltmak için işin uzmanından yardım alan, sabahın belli saatini meditasyonuna ayıran kadını görüyoruz daha ziyade.
Endişe konusunda da işi ve görevleri yerine getirmek için bir endişe var tabii ki. Ama bu endişeyi sorunca hemen her zaman göreve, işe ve geleceğe dair oluyor. Diğer insanların onunla ilgili ne düşündüğüne dair bir endişesi yok Lycopodium gibi. Veya Sulphur gibi hiçbir şey yapmadan zaten en tepede görmüyor kendisini. En tepeyi hedefliyor ve bunun için ne kadar çalışması gerekiyorsa çalışıyor.
Diğerlerini ezmek üzere değil, kendini en iyi haline getirmek için uğraşıyor.
Bir diğer fark ise Nux-Vomica kadını illa ki patron olmuyor. Son derece uyumlu bir takım çalışanı da olabilir. "Ben" algısı kadında daha dengeli; "biz kazanalım" diyebilen bir yapı bu. Ama "biz" de olsa, konu başarmak için her şeyi yapan bir yapı.
Kadın olsun erkek olsun değişmeyen şey, Nux-Vomica yapısının fazla uyarılmış bir sinir sistemi ve sindirim sistemi oluşu. Çok çalışma, çok düşünme, daha fazla çalışmak için kahve ve uyaran tüketme; ardından uyuyabilmek için alkol, melatonin, bitkisel destek alma... Bu döngü sonucunda mutlaka kabızlık, sindirim sorunları, seğirmeler, reflü sorunları ortaya çıkıyor.
Benim pratiğimde karşıma sık çıkan bir Nux-Vomica kadını ise, sabırsız öfkeli olmaya fırsat vermeden gerekli destekleri alan, onun daha iyi çalışmasını sağlayacak ölçüde doğal sağlık sistemlerinden faydalanan ve bunları da yine büyük bir titizlik ve düzenle yapan bir kadın.
Karşınızda sakin ve sabırlı bir Nux-Vomica kadını görebilirsiniz yani. Ama motivasyonuna bakın. Ne için size gelmiş? Daha iyi bir sağlık için gelmek, daha uzun ve sağlıklı yaşamak, bunların hepsi yine başarı tablosu. Kadında bunlar bir holdingi yönetmekten daha önemli olabiliyor. Ama tavrında her zaman bir titizlik var. Homeopatiyi kullanma amacı da sonuca ulaşmak; iyileşmek, daha iyi bir versiyonuna ulaşmak.
Sıkı kıyafete gelememe, gece sık sık uyanma, kramplar, çeşitli gıda hassasiyetleri bu tabloda sık karşımıza çıkıyor.
Danışanınız patron değil diye, başkalarıyla çalışmaktan da keyif alıyor diye veya öfkesi ön planda değil diye Nux-Vomica vermemezlik yapmayın. Kadında bu remediyi ararken daha ziyade hırsı, başarma arzusunu ve özgüveni görüyoruz.
Bir fenomen Sulphur kadını. Akademisyen; ununu elemiş, eleğini asmışlar. Çalışmasa da her şeyi bilenler. Menopozda yananlar veya hep sıcağa gelemeyen o kadınlar.
Burada müthiş bir zihin ve yüksek ego var. Ego kötü bir şey değil. Bu kadın biliyor ve bildiğini biliyor. Kimseyle de derdi yok; en tepede o zaten, kendi dünyasında bir lider.
Erkek Sulphur'e oranla çok daha sosyal, insandan beslenen bir yapı.
Erkek Sulphur'e atfedilen tembellik, dağınıklılık ve pislik bu kadında yok. Hatta aksine, son derece titiz kadınlar Sulphur kadını olabiliyor. Ama dolaplarının içine bakmak lazım.
Burada tema başarmak değil, BİLMEK. "Ben bunu biliyorum ve hepinizden daha iyi biliyorum. Ve hepiniz, benim sizden daha iyi bildiğimi bileceksiniz." Böyle bir ego burada konu. Müthiş felsefe yapan, teorize eden yapılar.
Bir Sulphur kadını daha var ki çok sık karşıma çıkıyor: spiritüel konularda uzman... Hayatı bunlarla algılıyor, konuya hâkim; bir duyguyla karşı karşıya kalınca öğrendiği yöntemlerle bunu teorik olarak açıklıyor. Ağlayarak yanına gelen arkadaşına "dur, sen şu an anne travması yaşıyorsun; çözümü de şurada — git eve ve oku" diyebiliyor. İlgisiz gibi görünebilir ama değil; spiritüel ve felsefi konuların ustası o çünkü. Dediği şey gerçekten işe yarayabilir.
Çok fazla fikri ve hayali olup bunları hayata geçiremeyen; on kitabı aynı anda okuyup hepsini yarım bırakan; tüm dünyayı değiştirecek müthiş fikirleri olup uyumayı ve dinlenmeyi tercih eden kadınlar da olabilir bunlar. Ama ben bu derece tipik "tembel" bir kadından ziyade mutlaka kendini gerçekleştiren bir kadın görüyorum.
Phosphorus gibi görünebilirler sosyallik açısından — beraber olması keyifli, konuşkan, sosyal kadınlar çünkü. Ama sizin ilginize, sevginize ihtiyaç duymak değil tema; tema MERAK.
Sulphur çocukları nasıldır? Her şeye dokunurlar; eşyalara dokunmadan var olduklarını algılayamazlar. Sulphur kadını da böyle — merak duyuyor hayata. Bir konudan bahsedersiniz, size o konunun miladını anlatır. Detay sevmeyen bir yapıysanız sizi sıkabilir bu kadın; sizi bilgiye boğar çünkü.
Terleyen, teri de kokan; ayakları sıcak ve yorgan dışında duran; dolaşımın yavaşlığı sebebiyle sorunlar yaşayan bir beden bu. Varis, hemoroid, lokal yanıcı ağrılar; sıcağa tahammülsüz, sindirimi hızlı kadınlar.
Sulphur kadını çoğu zaman size mental-duygusal bir belirtiyle gelmez zaten. Onun pek derdi yoktur kendiyle; varsa da eline bir kitap alır ve unutur. Ya da illa geliyorsa da konu, "insanlar neden bu kadar salak ve neden benim kıymetimi bilmiyorlar?" diyerek gelirler.
Bir de o meşhur yükseklik korkuları vardır. Terinin kokusunu tuhaf bulmaya da başlıyorsa bu kadın Sulphur zamanı gelmiş olabilir.
Remedilerin cinsiyeti yok ama hikayesi var. Yargısız gözlemciler olarak remedileri cinsiyetinden bağımsız görmeye başlayabilir miyiz?
“Hikâyenizi dinlemek için
buradayım.”