Organon kaynaklı similimum bulma ve nazik iyileşme rehberi
Homeopati gibi bütüncül çalışan yöntemlerde şikayetlerin geçici bir süre kötüleşmesi ve ardından iyileşmenin takip etmesi (ya da etmeden eski sağlıksız hale geri gelmesi) durumuna iyileşme krizi diyoruz. Bir remedi alıyorsunuz, iyileşmesi için gittiğiniz şikayetleriniz artıyor. Homeopatınız dayan, bu çok güzel belirti diyor. Dayanamıyorsunuz, hayatınız duruyor.
İyileşme krizi bazen aşırı hassas danışanlarda ortaya çıkıyor. Doğru bir teknik uygulanmış ama yine de iyileşme krizi gelişmiş. Aşırı hassas danışan benim pratiğimde danışanlarımın yüzde 5–10'unu kapsıyor sadece. Yani her iyileşme krizini hastanın hassasiyetine bağlamak bu fenomeni açıklamıyor. Benim nadiren başıma gelen bir durum bu. Gelirse de aşağıda anlatacağım yöntemlerle çözümlüyorum.
Bu yazının konusu aşırı hassas danışanlar değil; rutin bir şekilde ortaya çıkan ve ideal gibi görülen bu krizin nasıl engellenebileceği.
Pratikte "doğru" remedi verilmesine rağmen iyileşme krizine sebep olunmasının bazı teknik sebepleri var. En büyük sebebi ise yanlış zamanda verilen "temel" katman remedisi. Yapısal remedi mitine dayanarak danışanın tek bir ana remedisinin olduğunu düşünmek ve bu remediyi zamansız vermek. Homeopat neden bu tuzağa düşüyor, cevabı şu yazıda (bkz. Yapısal Remedi Efsanesi).
Pratikte sorun şöyle ilerliyor:
Danışan 0–6 yaş arasında tipik bir phosphorus kız çocuğu imiş. Sık akciğer enfeksiyonu geçirirmiş, burnu kanarmış, dışa dönükmüş ve gece karanlıktan korkarmış. Hareketli, cıvıl cıvıl bir çocukmuş. Soğuk su severmiş; çocukluğu boyunca annesi izin vermese de içmek istermiş.
Bu danışan size 38 yaşında geldiğinde ise 2 doğum yapmış, bir dönem doğum kontrol hapı kullanmış, yaşam enerjisi tükenmiş, artık yalnız kalmak isteyen, bazen eşini ve çocuklarını bile görmek istemeyen bir kadına dönüşmüş durumda. Adet düzensizliği var, adet olunca parlak kırmızı kanaması oluyor. Hala biraz karanlıktan korkuyor, öksürükleri uzun sürüyor ve hala soğuk su seviyor.
Homeopat bu kadına bakıp şunu diyor: hem sepia semptomları var ama altta da kuvvetli bir phosphorus yapısı var. Sepia; adet düzensizliğini, doğum kontrol hapı hikayesini ve yalnız kalmak isteğini barındırıyor. Hala soğuk su sevmesi, karanlıktan ürkmesi ise phos yapısını gösteriyor. "Tek doğru remedi vardır" ekolünü takip eden bir homeopat ise (bkz. Kent ve Yapısal Remedi) bu danışana phos veriyor. Çünkü en "derindeki" remedisi bu, dolayısıyla doğru olmalı. Ama kadının sorunu hormonal düzlemde.
Soğuk su sevmesi ve karanlıktan ürkmesi patolojik değil. Düzensiz adet oluşu, çocuklarını çok sevmesine rağmen onlara katlanamıyor oluşu ise evet birer sorun. Bizim üzerine reçete yazmamız gereken sorunlar bunlar. Bu sorunları, yaşam gücünü en çok rahatsız eden şikayetleri hangi remedi kapsıyorsa onu veriyoruz. Sepia veriyoruz bu kadına; adetler düzenleniyor, ilişkileri düzeliyor, yüzü gülüyor, enerjisi yerine geliyor. Büyük ihtimalle birkaç ay sonra zaten phos yapısı kendini gösterecek. Phos remedisini o zaman vereceğiz. Zaten phos remedisi ve sepia remedisi tamamlayıcı remediler. Büyük 'tesadüf' ve bir rahatlama :) (bkz. remedi haritaları)
Bu kadına, en altta phos yapısı var diye phos remedisini verdiğimiz zaman bu kadın iyileşme krizi yaşar. Yaşam gücüne hiç hazır olmadığı koca bir görev vermiş oluyoruz. Şu andaki yorgunluğuna rağmen iyileş. Hormonal düzlemde sorun yaşamana rağmen iyileş. Mükemmeliyetçi ana babalar gibi. Taşıyabileceğinden fazla yük bindiriyoruz yaşam gücüne. Tabii ki iyileşme krizi yaşıyor kadın. Daha dengesiz adetler, öfke patlamaları, çocukken yaşadığı şiddetli akciğer enfeksiyonu geliyor. Homeopat "bekle, geçecek" diyor. Bekliyor o konforsuz halde ama geçmiyor da. Geçince de eski hale dönüyor. Adetler hala düzensiz, enerji hala tükenmiş durumda.
Halbuki yapılması gereken şey yapısal remediyi değil Similimum'u aramak. O anda yaşam gücünün acı çekişinin belirtilerini okumak, bu belirtilerin modalitelerini almak. Hala soğuk su seviyor oluşunu değil; adet kanamasının kıvamını ve rengini sorgulamak. Yorgunluğunun hangi saatlerde ve neden sonra kötüleştiğini sorgulamak. Çünkü ana şikayetler bunlar ve bunlar çözülmeden bizim üzerine çalışacak bir yaşam enerjimiz yok.
Dr. Kent gibi çalışan homeopatlar bize herkesin tek bir yapısal remedisi olduğunu ve bunu verince tüm semptomların geçeceğini anlattı. Hala homeopatlar bu büyülü remediyi arıyorlar ve pratikte birkaç remedi arasında seçim yapmak zorunda olduklarını düşünüyorlar. Halbuki hepimizin tek bir yapısal remedisi yerine, süreç boyunca kullanılacak ve birbirinin işini tamamlayan bir grup remedimiz, yani remedi haritamız var.
İyileşme krizini engellemek için yapabileceğiniz en güzel adım, o andaki patolojiyi — yaşam gücünün o anda uğraştığı şikayetleri — kapsayacak remediyi vermek. Similimum bulmak. Alttaki yapısal remediyi aramamak. Bunun için ise mutlaka en belirgin şikayetin modalitesini sorgulayın. Yorgunluk bile olsa bu şikayet; bu yorgunluğun ne zaman arttığını, bu yorgunluğa iyi gelen faktörleri sorgulayın. Tiroidi ne durumda, adet döngüsü nasıl, karaciğeri sağlıklı mı? Bu yorgunluğa sebep olan faktör sandığınız gibi duygusal olmayabilir. Hastanın duygu durumunda kaybolup "üzüntü yaşamış, nat-mur vereyim" demeyin. Bu sizin yorumunuz olur ve kaybolursunuz.
Eğer ana şikayeti kapsamasa bile, sırf "yapısal" remedisi olduğunu düşündüğünüz için bir remedi veriyorsanız, işte bu remedi çoğunlukla iyileşme krizine sebep oluyor. Son derece teknik bir bilgiyle bunu engelleyebilirsiniz.
Organon'da birkaç aforizma var (6, 18, 211 ve 213). Benim yorumumla özetlersem şunu diyor Hahnemann:
Ve lütfen Organon okuyun, Hahnemann ne demiş bakın.
Hahnemann yapısal remedi demiyor, tek bir remediyle bütün sorunlar geçer demiyor. Ruhumuz hasta demiyor. Similimum diyor; var olan rahatsızlık resminin remedi karşılığını bulun diyor. Çok net.
“Hikâyenizi dinlemek için
buradayım.”