Yapısal Remedi Efsanesi — Gerçek mi?
Zor vakalara Organon temelli bir bakış
Bir homeopata gidiyorsunuz, verilen remediler sizi iyi hissettiriyor; homeopatınızla paylaşmış olmanın verdiği bir iyilik hali var ama temel şikayetlerinizde bir iyileşme yok. Hâlâ ağrınız var, hâlâ hayat zor. Ama homeopatınızı çok seviyorsunuz. Bir gün o doğru remediyi bulacak ve tüm sorunlar çözülecek. "Yapısalınız bu değil" gibi cümleler duyuyorsunuz. Herhalde o yapısal her neyse, o bulununca tüm sorunlar çözülecek diye bekliyorsunuz.
Maalesef homeopatinin, Hahnemann'ın ve Organon'un yanlış yorumlanışıyla baş başasınız. Hahnemann Organon'da "yapısal remedi vardır, bir tanedir, tüm şikayetlere iyi gelir" gibi bir söylemde bulunmaz. Yani homeopati sisteminde böyle bir arayış ya da böyle bir kural yok.
Hahnemann Similimum, yani MEVCUT tüm şikayetlere benzeyen bir remedi bulup sürece bununla başlamamızı söyler. Sonra bu remedi sonrası tablo değişince yeni bir remedi vermemizi; tablo değiştikçe remedi değiştirmeyi salık verir. (Aforizma 171 ve 173)
Mental-duygusal düzleme dair şikayetleri dikkate almamızı söyler, evet. Ama burada kasıt; hastalık haliyle beraber değişmiş mental-duygusal semptomları da dikkate almaktır. Mesela grip olunca kimseyi görmek istemeyen birisiyle, grip olunca bir anda çok konuşkan olan ve herkesi yanında isteyen birisine aynı remediyi vermemek gibi. Ama hastanın her huyu suyuna uygun tek bir remedi aramaktan — üstelik de beden şikayetlerini ikinci plana atıp, sorunu ruhta arayan bir yaklaşımdan — bahsetmez.
Efsanenin kökeni: Dr. James Tyler Kent
Bütün bu yapısal remedi karmaşası Dr. James Tyler Kent sayesinde olmuştur. Hahnemann'dan 80 sene kadar sonra Amerika'da yaşamış bir homeopat kendisi.
Kent, Swedenborg kilisesine bağlı dindar bir aristokrattı ve hastalığı "ruhsal bozulma"nın sonucu olarak yorumladı. Remedileri de bunlara iyi gelecek birer "karakter portresi" gibi anlattı. "Ruhumuz hasta, hastalıkların sebebi ruhta" gibi söylemleri oldu.
Tabii ki aristokrat ve Hristiyan bu camiada çok ilgi gördü. Vakalarına tek remedi verdiğini ve ruhsal bozulmalar iyileştiği için fiziksel sorunların da iyileştiğini söyledi. Bedeni geri plana attı, sorunu görünmez bir düzlemde aradı. Ruhsal bozulmanın ilacının tek bir doğru remedide olduğunu ve bunu bulursak tüm bedensel sorunların geçeceğini iddia etti.
Ama çok tuhaftır ki, notlarını içeren kitaplarda biz bugün Kent'in de klinikte birden çok remedi verdiğini görüyoruz. Yani söylediği ile yaptığı tutuşmuyordu. Çünkü ilk amacı homeopatiyi yaygınlaştırmak ve bağlı olduğu camianın böylesi tartışmalı bir konuda tepki çekmeden kabul görmesini sağlamaktı.
Sonra Amerika'dan tüm dünyaya yayıldı bu anlayış. Homeopatların çoğu aslında Kentçi homeopati uygulayarak kendilerine "Klasik Homeopat" dediler. Yepyeni bir kavram karmaşası da orada yaratılmış oldu.
Şu an dünyadaki homeopatların çoğu bu büyülü yapısal remediyi arayarak Hahnemancı çalıştıklarını sanıyorlar. Remediden bekledikleri etkiyi alamayınca yeni proving'i yapılmış remedilerden fayda umuyor veya potens değiştirince o iyileşmeyen inatçı tablonun iyileşeceğini düşünüyorlar. Hâlbuki tek yapmaları gereken, yapısal remedi yerine O ANIN SİMİLİMUM remedisini aramak. Gözlemi ana şikayet üzerine kurgulamak bile başlangıçta çok şeyi değiştirecek, emin olun.
Yapısal remedi efsanesi; tüm şikayetlere iyi gelen, hayat boyu değişmeyen bir ruh eşi remedi olduğu yanılsaması üzerine kurulu. Bu büyülü remediyi bulup, bir tane verip aylarca beklersek o mucizevi iyileşme de sonunda gerçekleşecek gibi bir anlayış bu.
Bir istisna: hayat boyu aynı yapıda kalanlar
Bir istisnayı not düşmem lazım. Benim pratiğimde yüzde 10–15'i aşmayan bir danışan grubu gerçekten hayat boyu doğduğu yapıda kalıyor. Hâlâ çocukken olduğu gibi uykuda kafası terliyor, yavaş hareket ediyor, doğduğu şehri terk etmeden, bu güvenli yerde yaşamaktan büyük tatmin duyuyor (Calc-carb). Bu insanların evet tek bir similimum remedisi oluyor ve onlar hayat boyu bu remediden faydalanıyor. Teknik olarak yapısal remedileri hayat boyu işe yarıyor ve tüm şikayetlere iyi geliyor, evet.
Ancak bu çağda böyle bir yüksek sağlık seviyesi bulmak, çok nadir görülen bir doğa olayına dönüştü. Hatta çoğunlukla az belirti veren tek taraflı hastalıkları görür olduk. Yani remedi değiştirerek ilerlememiz şart oldu.
Tek taraflı hastalıklar: öğrenciler için bir parantez
Organon'da geçen "tek taraflı hastalıklar" gözlemine bakarak konuyu öğrenciler için biraz açmak istiyorum. Hahnemann'ın zor vakalar dediği bu hastalarda, sadece 1–2 adet belirgin semptom dışında kronik hastalığına dair hiçbir belirti bulamazsınız. Bu durumda mental-duygusal resmine dair yorumlar yapmak da saçmadır; çünkü yaşam gücünün ortaya koyduğu 1–2 tane belirtiden başka gözlemlenebilir hiçbir belirti yoktur.
Hahnemann bu durumda bize "sadece bu gözlemlenebilir belirtilere bakarak bir similimum verin" der. Bu remedi, yaşam gücünün ortaya çıkarmaya gücü olmadığı öteki semptomları ortaya çıkarır; bir takım belirtiler de gözlemlenebilir olmaya başlar. Hasta remedi öncesinde "sadece şiddetli baş ağrım var, tarafı hissi belli değil, başka da hiçbir sorunum yok" derken, remedi sonrasında "benim ayaklarım çok sıcak, baş ağrım da hep sağ gözümün üzerinden başlıyor; ayrıca her gün sabah akşam canım acılı yemek istiyorum" der. Artık elimizde similimum verecek bir semptom ve belirti bütünlüğü vardır. Böyle böyle vaka bize kendisini gösterir. Biz de buna uyum sağlayarak remedisini değiştiririz.
Yani çoğumuz öyle tek bir remediyle iyileşecek yaşam gücünde değiliz; aksine şikayetlerimiz değiştikçe değiştirmemiz gereken bir grup remediye ihtiyacımız var. Bunun için de homeopatın yakın ve sıkı gözlemine ihtiyacımız var. Hatta çoğu iyileşme krizi gibi görünen hâl de aslında yeni bir remedi zamanına işaret eden, ortaya çıkan yeni semptom resimleridir. (bkz. İyileşme Krizi Şart mı?)
Organon okuyun — hepsine dair zihniniz netleşecek, söz
Yani bırakın hastalığın gizli ve içsel nedenlerine dair teorileri; ne gözlemliyorsanız onu dikkate alın, der.
Bu ard arda verilen remediler çoğu zaman birbirini iyi takip eden "tamamlayıcı remediler" oluyor. O başka bir müthiş konu — şu makalede anlattım: (bkz. Remedi Haritaları)
Hahnemann kliniğinde takibe gelen ve ana şikayeti hâlâ aynı şiddetle devam eden hastasına "ama bak, yüzün gülüyor, yaşam gücün artmış; ana şikayetin de geçecektir" veya iyileşme kriziyle boğuşan bir hastasına "bak ne güzel, daha iyi uyuyorum diyorsun; remedin çalışıyor, dayan biraz" dememiştir diye düşünüyorum. Elindeki tabloya bakıp, yaşam gücünün bize hangi semptom yoluyla konuştuğunu iyi gözlemleyip remedisini değiştirmiştir diye düşünüyorum.
Tam da bunu yaparak — gözlemci kalarak ve her daim Similimum'u arayarak — hem iyileşme krizi sorununu hem de şu geçmeyen ana şikayet sorununu çözebilirsiniz.
Küçük bir örnek
Hepimizin altta temel bir remedisi var; doğduğumuz yapının özelliklerini barındıran bir remedi resmi bu. Çocukken hiç yemek yemezdim, çok cılızdım ama hep bir şişik karınla dolaşırdım. İçe dönüktüm, eve misafir gelince saklanırdım. İğneden çok korkardım, sınavlardan önce hep hasta olurdum. Evet, bu insan Silica yapısıyla doğmuş. Ama Silica mı kalmış? Kalamamış — çünkü bademcikleri alınmış ve artık boğaz ağrısı yerine akciğer enfeksiyonu geçirir olmuş. Genital akıntısı artmış ve sık idrar yolları enfeksiyonu geçirir olmuş. Anne baba çok kavga edermiş; onu terk etmesinler diye son yıllarda anneye yapışmış. Üzerine ilk aşkı onu terk etmiş. Böyle böyle başka remedi katmanları üst üste eklenmiş.
Soru şu: şu anda yaşam gücünün bize sunduğu semptom ne? Yaşam gücü nereden bağırıyor bize? İdrar yolları mı, akciğer enfeksiyonu mu, anneye düşkünlük mü? Yoksa hepsi mi? Peki bu şikayetler ne zaman ve neyle artıp azalıyor? (modalite) Beden ısısı nasıl, ne pozisyonda uyuyor? Karaciğeri, tiroidi nasıl; sindirimi iyi çalışıyor mu? (generals)
Bu kıza similimum bulmaya dair tüm bu araştırmayı yapmadan, sırf hâlâ utangaç olduğu için ve hâlâ iğneden korkuyor diye Silica verirseniz hem ana şikayetleri iyileşmez hem de İYİLEŞME KRİZİ'ne sebep olursunuz. (bkz. İyileşme Krizi Şart mı?)
Sorun yok — hepsinin çözümü var. Öperim hepinizi.
“Hikâyenizi dinlemek için
buradayım.”