Uygulamadan notlar

Remedi Haritaları

İyi takipli remedilerin birbiriyle kullanımı

Neden tek bir remedi vermek yerine, danışanın şikayetleri değiştikçe biz de remedi değiştiriyoruz?

Bunun için Organon'da Aforizma 171 ve 173'e bakalım.

Aforizma 171: ardışık anti-psorik remediler

Aforizma 171'de Hahnemann, iyileşmeyi sağlamak için birbirini takip eden anti-psorik remediler vermemizi söyler. Bir önceki remedinin etkisi bittikten sonra arta kalan semptomlar için yine homeopatik şekilde seçilmiş bir benzer remedi vermemizi ister ve bu remedilerin birbirine uyumlu oluşundan bahseder.

Aforizma 173: baskın semptomlarla başlamak

Aforizma 173'te ise diğer tüm şikayetlerin ortaya çıkışına engel olacak şekilde baskın 1–2 adet şiddetli semptomdan bahseder. Bu hastalarda bu baskın 1–2 semptomdan başka belirti olmadığı için, SADECE bu iki belirtiye uygun bir remedi vererek başlamamızı; ardından büyük ihtimalle altta yatan hastalığa dair semptomların kendini göstereceğini söyler. Ve alttan çıkan bu semptomları görünce, bunlara uygun yeni bir remedi vermemiz gerektiğini anlatır.

Yani homeopatinin özünde, ruhunda, sistemin işleyişinde "tek bir doğru remedi" peşinde koşmak yoktur. Sistem romantik bir şekilde bu remediyi aramak üzerine değil; hastalık halinde ortaya çıkan her türlü mental, duygusal, fiziksel gözlemlenebilir belirtiye uygun remediyi vermekle işler.

İşte bu yüzden bizim remedi haritalarına ve birbirini iyi takip eden remedileri bilmeye ihtiyacımız var.

Aslında bir insanın beden yapısına, doğduğu ailedeki hastalık hikâyelerine, bebek ve çocuklukta geçirdiği hastalıklara ve metabolizmal özelliklerine bakarak hayat boyu nasıl hastalıklar geçirebileceğini, hangi remedilere ihtiyaç duyabileceğini ve hatta strese nasıl cevap verebileceğini tahmin edebiliyoruz. Şok ve travmanın ortaya çıkardığı tahmin edilemez "akut" katmanlar ve remediler bir yana; miyazmatik stresin devam ettiği, insan olmanın stresiyle başa çıkmaya çalışan ve homeopatiyle düzgünce tedavi edilmemiş bir insanın ne sorunlar yaşayabileceği aşağı yukarı belli. Bunları öngörme, bunlar henüz olmadan bir harita çizme, o anın remedisini verirken bu remediye ileride nelerin eşlik edebileceğini belirleme sanatı da remedi haritaları sayesinde mümkün oluyor.

Yüzyıllık literatür: hangi remedi hangisini iyi takip eder?

Yüz binlerce vaka taranarak hangi remedinin hangisini iyi takip ettiğine dair oldukça sağlam bir literatür sağlıyor homeopati. Eski bir sistem oluşunun en büyük avantajlarından birisi bu. Elimizde çok fazla ustadan binlerce vaka, işe yarayan ve yaramayan remedilere dair bilgi var ve biz klinikte bunları deneyince doğru olduklarını görüyoruz.

Dünya değişti ama homeopatik bilginin tutarlılığı değişmedi.

Bu birikmiş bilgi bize bazı remedilerin bazısını takip ettiğini söylüyor. Mesela Silica yapılı bir insanın akut durumlarda ve strese tepki olarak Pulsatilla semptomları ortaya çıkarabildiğini veya sürekli Chamomilla akutu yaşayan bir çocuğun Sanicula remedisiyle yapısal fayda alabileceğini biliyoruz.

Remedi değiştiriyoruz, tedaviyi değil

Tam da bu yüzden semptom resmi değişince remedi değiştiriyoruz. Teknik olarak remedi değiştirmiş olsak da, bir bütünün parçalarına çalışıyor oluyoruz. Aynı yolda ilerliyoruz, tedaviyi değiştirmiş olmuyoruz. "Klasik" homeopati dışında bir şey yapmış olmuyoruz. İnsanın değişken doğasını takip ediyoruz, ona uyumlu hareket ediyoruz.

Bir vaka üzerinden: Phosphorus'tan Nux-vomica'ya

Phosphorus yapılı çok dışa dönük, dış uyaranlara hassas, çabuk etkilenen bir genç kız; yeni bir işe girip oradaki hırslı patronunun "başarmalısın" diyen sesine uyum sağlayıp, çok çalışıp az uyuyarak ve bir sürü kahve tüketerek Nux-vomica yapısına dönüşebiliyor. Nux-vomica öfkeli bir sindirim ve karaciğer ve sinir sistemi remedisi — aşırı uyarılmış ve sakinleşemeyen bir sistem bu. Bu kıza altta Phosphorus yapısı var diye Phos vermiyoruz. O an neye ihtiyacı varsa onu veriyoruz. Sakinleşmeye, uyumaya, aşırı uyarılmış sisteminin rahatlamaya ihtiyacı var. Nux-vomica alınca kız rahatlıyor. Sindirimi, uykusu iyi; öfkesi yerini sevecenliğe bırakıyor.

Ama ardından bu kızı bırakmıyoruz. Devam remedisi kullanıyoruz — iyileşmeyi sağlama almak için. Nux-vomica sonrası kız sakinleşip, uyumaya, yeniden dışa dönük ve sevecen olmaya başlıyor. Altta phos yapısı var diye hemen ezbere phos da vermiyoruz (bkz. Yapısal Remedi Efsanesi). Bakıyoruz: şu an nesi var? Şu an neye ihtiyacı var?

Bir süre beraber çalıştıktan sonra bu kızın ayaklarının altının genelde sıcakladığını, su içmeyi unuttuğunu ve kolayca yalnız hissedip hüzünlendiğini öğreniyoruz. Adetleri de çok düzensiz, her ay başka bir paternde geliyor. Pulsatilla remedisini bir köşeye not alıyoruz.

Ailede kalp hastalıkları ve şeker tekrar etmiş, hem anne hem baba tarafında. Çocukken de sık idrar yolları enfeksiyonu geçirirmiş. Hala denize girince tüm şikayetleri geçiyor. Sikotik miyazma deyip bir köşeye de Medorrhinum'u not alıyoruz.

Böyle böyle bir bakıyoruz, bir harita oluşmuş bile. Yapının nereye gideceği aşağı yukarı belli; hangisini ne sırayla ve ne zaman vereceğimiz esas soru. Kısa cevabı şu: O remedi resmi ortaya çıkınca! Yani Similimum. O adetler düzensizleşmeden, o sikotik altyapı yine enfeksiyonla ortaya çıkmadan bu remedileri sırf remedi haritasında var diye vermiyoruz. Bekliyoruz, sabrediyoruz ve izliyoruz. Belki de hiç çıkmayacaklar — sırf not aldık diye de vermiyoruz bunları (bkz. İyileşme Krizi Şart mı?).

Yaşam gücü bize ne gösterirse onu veriyoruz.

Ve emin olun, gösteriyor. En çok da beden yoluyla gösteriyor bunu. Muğlak duygu durumlarını kovalarsanız kaybolabilirsiniz. Ama o insan "ben artık üşümüyorum, yanıyorum" diyorsa, "acı yemeyi çok severdim, artık mideme dokunuyor" diyorsa, "uykuda kafam terlemeye başladı" diyorsa — işte yapı değişiyor demek oluyor bu da.

Çünkü beden yalan söylemiyor.
— Hande

“Hikâyenizi dinlemek için
buradayım.”